Posts Tagged With: dalga

Mini Kıbrıs Gezisi

Normalde tatil için genellikle Ege’yi tercih ettiğimi sık sık dile getiriyorum, Ege’nin ne kadar özel bir yer olduğunu, gizli saklı cennetleri içinde barındıran bir coğrafi konum olduğunu her zaman yazarım ve blog’da ağırlığı Ege’ye vermeye de devam edeceğim. En son yaptığım Yalıkavak  yazısından sonra ben yine iç anadoluda sıkışmışken ani bir iş gezisi çıktı ve imdadıma yetişti. Ege ya da Antalya taralafları değildi ama çok uzun zamandır gitmediğim Kıbrıs’a gitmek iyi oldu diyebilirim. Derhal gerekli hazırlıklar yapıldı ve yola çıkıldı.

 

Yoldaki tek aksilik mp3 çalarımın bozulması oldu. 2 saate yakın süren yolculukta bir sürü şarkıdan mahrum kaldım ama telefonumda ki en sevdiğim 4 tane Sıla şarkısı bana destek oldu. Hatta bu 4 şarkıyı çok sevdiğimdenmidir yoksa seyehate çıkmamın verdiği mutluluktanmıdır bilmiyorum o kadar yol boyunca tekrar tekrar bu şarkıları dinlemek bana çok keyif verdi. Sıla ve parçalarının benim arşivimde her zaman yeri vardır..

Genellikle buralar için köy gibi yer ifadesi kullanılıyor, gerçektende öyle denilebilir, deniz kenarı olan yerler iyi iç taraflar ise köy gibi..

iş ağırlıklı bir gezi olduğu için bireysel olarak gezme şansım çok olmadı, gidemediğim bir sürü yer oldu. Gittiğim kadarı ile izlenimlerimi aktaracağım. Ercan Havaalnına indikten sonra Lefkoşa merkeze ulaşmamız 10-15 dk sürdü. Girneye ulaşmamızda 1 saat kadar sürdü. Lefkoşayı gezme şansım hiç olmadı. Hep Girnede kaldık. Girne, Lefkoşaya göre daha turistik ve daha pahalı bir yer. Kıbrısın geneli zaten pahalı ama Girne’de durum 3-5 tl daha fazla 🙂 Bilmeyenler için söylemek gerek kıbrısa TL geçiyor, Dolar ve Euro ‘da fazlasıyla geçiyor 🙂 Direksiyon sağ tarafta ve bu durum bana hiç uymadı. Trafiğin sol ve sağ şeklinde akmasına uyum sağlayabilirim ama direksiyon çok riskli.. Denemenizi tavsiye etmiyorum. Taksi ile ulaşım sağlayın ya da dolmuş saatlerini öğrenin. Taksi fiyatları Girne Lefkoşa arası git gel 140 TL civarı.. Taksiler genelde Mercedes, BMV, Limuzin Taksiler ya da Vito araçlar.. Kıbrısta lüks araçlar oldukça fazla, araç fiyatlarının uygun olduğu söyleniyor. Hayat güzel 😛

 

Doğrusunu söylemek gerekirse benzininde ucuz oldu bir yerde böylesine fahiş fiyatlar, oradaki halkın ve esnafın gelen turisti “dürtme” üzerine bir sistem kurduğunu açıkça ortaya koyuyor.. Eğer bu mantaliteleri devam ederlerse kendilerine zararı dokunacak turizm yönünden, umarım yetkililer turist “dürtmeyi” önleyecek birşey yaparlar..

 

 

Girne merkezde çok sayıda otel ve pansiyon var. Otel fiyatları pansiyonlara göre daha yüksek, hizmetleri güzel ama çok güzel pansiyonlarda var. Uygun fiyata kalınabilir diye düşünüyorum. Birçok otelin casino’ları da mevcut, hepsinin ki güzel değil ama iyi yerler ağırlıkta. Bizim kaldığımız yerin kumar salonunu beğenmedim. Size tavsiyem Rock Otelin casinosunu tercih etmeniz olacaktır. Bunun dışında Liman Casino ve The Savoy Casino’da merkezdeki casinolar.. Girne dışında Merit Otel ve birkaç casino içinde oldukça güzel yorumlar var.

Buraya kadar gelmişken şansımızı denememek olmazdı. Masanın en düşük rakamlı oynayanı bendim 🙂 Yanımdaki tanımadığım biri 4 saat oynadığım oyun süresince 6 bin TL masaya bıraktı diyebilirim. Ben 10$ ile oturduğum rulet masasından 4 saat sonra 5$ kar ile kalktım, o amcaya göre şanslıydım sanırım 🙂

 

İçki türkiye fiyatlarına göre sudan ucuz diyebilirim. Bu zaten bilinen birşey. Lefkoşa içki yönünden girneye göre daha uygun fiyatlı.. Benim önerim Lefkoşa’da Cankan Marketten alabilirsiniz. Marketin içine zaten hayran kalacaksınız 🙂 Girneden alacaksanız eğer Ertan Market, PE &SA Shop ve benzeri bir çok market var. Hesap kitap yapmam alıp çıkarım diyorsanız herhangi bir marketten alışverişinizi yapın ama 3-5 lira uygun olsun diye hesap yapıyorsanız alacağınız ürünlerin fiyatlarını oradaki içki shoplardan öğrenip hangisi nerede ucuz ise oradan alın. Zira örnek vermek gerekirse Label marka 20 cl’lik bir viski Girnede bir markette 10 TL iken bir başkasında 15 TL olabiliyor.. içki Shopların çoğu birbirine yakın. İçki fiyatları ise 100 cl’lik yeni raki 35 TL, 702lik Jack Janiels 40-45 TL,  20 cl’lik J&B 13-15 TL, 37 cl’lik Chivas Regal 40-45 TL aralığında..

 

Çikolata çeşitleride oldukça fazla, birçok türden amerikan, isviçre, belçika çikolatası bulabilirsiniz ve fiyatlar Türkiye’ye göre uygun. Örneğin 1Kg m&m penaut 32-36 TL aralığında; 300 gr’lık nestle swiss çikolatası 14-20 TL aralığında…

 

Girne merkezde bizim kaldığımız otel Dome Hotel’di.. Denize sıfırdı, deniz kayalıktı ama merdiven yapmışlar ve birde kayaların arasında doğal deniz havuz oluşturmuşlar. Oldukça keyifliydi, deniz dalgalı olsa bile siz doğal deniz havuzunda çok rahat bir şekilde yüzebiliyorsunuz. Otel Girne kalesine ve liman bölgesine yürüme mesafesinde, merkezde buralar zaten. Denize yakın birçok pansiyonunda konumu bu şekilde. Girnenin iç taraflarında ki pansiyonlar daha da uygun fiyatlı ama denize ve limana biraz uzak kalıyor..

 

Limanda yani kale etrafında çok sayıda cafe bar mevcut, hepsi denizin kenarına sıralanmış vaziyette.. Fiyatlar normal, pahalı olanlarıda var ama uygun olanda çok. Örneğin kaleye doğru giderken Sandal Fish Restorant var Kalamar + Patates Kızartması ve Rakı 15 TL ve oldukça lezzetliydi. Kesinlikle tavsiye ederim. Bazı mekanlarda canlı müzik var, genellikle gençler oluyor ve eğlenceli olabiliyor.

 

Girne merkezde bir kaç tane kilise var, aslında bazıları yıkıntı halinde ama gene de gezilebilir güzel tarihi yerler mevcut. Girne kalesi dışında bir de Girne2nin dışında St. Hilarion Kalesi var. Bu kalenin olduğu yerden Girne manzarasına hayran kalacaksınız..

Hiç panoramik fotoğraf çekmemiştim.. Bakalım nasıl oluyormuş.

Kıbrıs Şehitliği’de gezmenizi öneririm.

Reklamlar
Categories: Haziran 2014, Hepsi | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Karadeniz Rize Çayeli Tarafları..

Karadeniz Rize Çayeli Tarafları..

Karadeniz.. Ey gidi Karadeniz diye boşuna demedikleri yer.. “100 metre ileride” yerine “100 metre geride” tabelaları ile gülümseyen, “Of’luyuk direk yukarıya bağlıyuk” cümlesiyle güldüren orjinal insanların olduğu yer..
Kaç zamandır Karadeniz’e gitsem ya da en azından 2-3 gün mini bir gezi yapsam diye düşünürken kendimi Trabzon uçağında 28F koltuğunda buldum..
iPod da Karadeniz’in en güzel şarkıları eşliğinde kiraladığım arabayla Rize tabelasını gördükçe heyecanım fırtına deresi gibi çoştukça çoştu.. O kadar heyecanlıydım ki birazdan patlayacak yağmur dahi keyfimi kaçıramazdı. Gerçi o yağmur 2-3 gün boyunca hiç bitmedi ve çamlıhemşine geldiğimde rafting yapamadım ama buna bile sevindim çünkü bir daha ki gelişime bahane olacaktı rafting 🙂
Karadeniz’i anlatmak sayafalara yetmez o yüzden ben bu yazıda Rize Çayeli Pazar Çamlıhemşin Ayder güzergahından bahsedeceğim. 2 – 3 güne bunları sığdırmak bile zordu zaten. Tadı damağımda kaldı.. Trabzon havaalanından inip kiralık araca nasıl bindim kendimi Rize yolunda nasıl buldum hiç bilmiyorum.. Yolda tabelalarda Rize Ayder Pazar Çayeli Kaçkar gibi yazıları gördükçe çoştum son ses karmate ve Kazım Koyuncu şarkılarının en güzelleri açıldı. İlk durak Rize merkezde kısa bir turdu. Adres sorduğum herkes çok anlayışlıydı uzun uzun detaylı detaylı anlatılar. Güldürdüler.. İnsanlık hâli sıkışıyorsun bazen bir umumi tuvalet buldum kapısında yazan “müzikli umumi wc” yazısı 2-3 günün ne kadar keyifli geçeceğini bir kez daha kanıtladı bana 🙂

Rize’de bastıran şiddetli yağış bir kuru fasülyecide mahsur bıraktı kısa süre.. Gidecek arkadaşlara önerim Rizede balık pide ya da köfte tarzı bir şeyler yiyin; yöresel ürünleri de tercih edebilirsiniz. Kuru fasülyeyi Çayeline saklayın.. Rize merkezde kültür merkezinin karşısında sahil kenarında sahil iskele cafe diye bir mekan var orada oturup bir yorgunluk çayı kahvesi içebilirsiniz, tost vb yiyecekler, dondurma nargile gibi imkanlarda var. ister taburede ister sandalyede ister salıncakta isterseniz de armut koltuklarda oturma imkanınız var. Samimi bir ortam gazete keyfi ve manzarası harika.. Tavsiye ederim.

Biraz Rize de dolaştıktan sonra sahil şeridinden devam ederek çay eline geldim. Kalacak yer olarak hem sahile hemde çarşıya yakın Sahil Otel diye bir yer var, uygun fiyatlı küçük temiz bir otel. Bazı tur firmaları da müşterilerini bu otele getiriyor. Tavsiye ederim.

Oldukça şirin bir ilçe, sahil kasabası gibi.. Bir sabah erken uyandım, küçük yerlerde sabah erken kalkınır esnaf erken dükkan açar diye bilirim ama bu kural çayeli için geçerli değil sanırım. Sabah 8.30 da dükkanlar tek tük açılıyordu.

Biraz çarşıyı gezdim sonra sahildeki dalga kırana yöneldim.. Dalga kıranın sonuna doğru uzunca yürüdüm. Deniz fenerinin altına geldiğimde 3 tarafımda denizlerle kaplı heybetli korkutucu bir “kara” deniz  vardı önümde.. Biraz oturdum kayalıklarda etrafı Deniz’i seyrettim.. Egenin denizi akdenizin denizi insanı hiç ürkütmezken, rengi insana mutluluk verirken karadenizin rengi insanı ürpertiyor sanki.. Oralarda sohbet ettiğim birisi demişti bizim asabiyetimiz bu denizin rengi ve kapalı havaların çokluğundan geliyor diye, doğru söyledi sanırım.

Gök gürlemeye başlamasıyla dalgalar hafiften şiddetlenmeye başladı, dalgakıran tehlike arz etmeye başlayınca geri döndüm.. Merkezden ev aralarındaki tarlalara doğru ilerledim oralarda dolanırken yaşlı bir teyze yaklaştı “ha bu saatte ne arisun burda uşağım” demesiyle sohbet başladı, keyifli mi keyifli.. bir bardak çayını da içtim ve dolaşmaya devam…
Karadenizin genelinde bu uygulanıyor sanırım Çayelinde de dikkatimi çekti 2 metre kare yeri bile insanlar değerlendiriyor, hemen o kadarcık alana mısır ekiyor altına kabak ekiyor, düz toprağı verimli şekilde kullanıyor. İç Anadolu’da uçsuz bucaksız kuru bozkırda kimsenin bir halt yaptığı yok.
Bir sonraki yazım Çamlıhemşin ve Ayder ile ilgili olacak.. Şimdi Çayelinden fotoğraflar..
Categories: Ağustos 2013, Hepsi | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: