Posts Tagged With: rize

Çamlıhemşin Ayder

Bir önceki yazımda Rize ve Çayeli civarından kısaca bahsetmiştim, gezi de zaten kısa olunca ancak o kadar oluyor. Daha uzun olsaydı Trabzon Uzungöl, Karagöl ya da Sümela manastırı ve çevresinden de bahsetmek isterdim. Şimdilik bu kadar ama ilerleyen günlerde oralar içinde planlarım var hatta başka yerler içinde.. Örnek Hopa Hendek Köyü, Artvin Macahel ve daha neler neler..
Bu yazımda Çamlıhemşin ve Ayder Yaylası civarından bahsedicem, Rize ve Çayelini gezdikten sonra Çamlıhemşinde Rafting yapmamak Ayderin suyuncan içmemek olmazdı.. Belkide kırmızı benekli ala balık yerdik 🙂
Yelkenler fora deyip ver elini hopa yolu diye çıktık yola.. Sarp sınır kapısı ve Batuma kadar gidiyor bu sahil şeridi.. Her kilometresi ayrı bir güzel ayrı bir keyifli geçiyor.. Pazar ilçesini geçtikten sonra yol kenarlarında otel reklamları ve tabelalarda yazmaya başlıyor Kaçkar Dağı Milli Parkı diye..
Ayder’e az kaldı diyorsunuz heyecanla.. Benim gittiğim gün tesadüf Ardeşen tarafında Off Road Yarışı varmış, gelmişken ona da biraz bakalım dedim Fırtına deresinin üzerinden tabelaları takip ederek Off Road yarışlarının yapıldığı piste geldik. Meğer önemli bir etapmış, dünya çapında gelenler mevcut, Almanya Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan araçları dolu.. Pistte oldukça güzel hazırlanmış ama gel gör ki organizasyon o kadar iyi değil. Kimsenin kimseden haberi yok, yarış saati muamma, her kafadan bir ses, ikram sıfır.. Bu şekilde birkaç organizasyon daha yapılırsa kimse gitmez artık benden söylemesi.. Biraz bakındıktan sonra yola devam ettim..
Ardeşenden çıkıp Çamlıhemşin yoluna geri geldim. Sol tarafta fırtına deresine, sağ tarafta küçük çay tarlalarına bakayım derken kaza yapabilirsiniz dikkat edin.. Bu da nerden çıktı şimdi derseniz bu bölgede en çok kazalar güzellikten etkilenip etrafa aval aval bakan yolu unutan sürücüler yüzünden oluyor. Bir yeri izlemek fotoğraf çekmek istiyorsanız arabayı kenara çekin ve öyle bakın. Gerçekten tehlikeli bir durum arz ediyor. Yol gidiş geliş ve sollama yasağı var, derin virajlarda mevcut, o yüzden dikkatli olun, hız olarak çamlıhemşine kadar 60-70’i asla geçmeyin, Çamlıhemşin – Ayder arasında da 50-60’ı asla geçmeyin. Kendinizi yola verin göz ucuyla da manzarayı seyredin. Dağların tepesine o evi nasıl kurmuşlar diye sakın düşünmeyin onlardan çok var 🙂
Çamlıhemşine yaklaştıkça sol taraftaki fırtına deresinde rafting yapanları görebilirsiniz. Bir sürü tesis var. Ben gittiğimde yağmurun azizliğine uğradık rafting yapamadık ama açık havada dolup taşıyor. Yol boyunca rafting firmalalarının tabelaları mevcut. Fiyatlarını sormadım ama öğrendiğim kadarıyla 2 tur mevcut biri yeni yapanlar için küçük tur; diğeri daha profesyonelleri için büyük tur. Küçük tur hazırlığı vs derken yaklaşık 2 saate yakın sürüyor dediler. Büyük tur ise 3-4 saate yakın sürüyormuş..

Yoldan Manzaralar

Rafting alanlarını geçip Çamlıhemşine yaklaştıkça ve aynı zamanda Çamlıhemşin içinde ve çevresinde de Balık Çiftlikleri başlıyor. Oldukça lezzetli alabalıklar var. 2-3 gün kaldım ve her gördüğümde neredeyse mekanlar tıka basa doluydu. Yemeden gitmemenizi öneririm. Belkide bi yerlerden kırmızı benekli alabalık bulursunuz benim gibi 🙂

Balık tesisleri

Belki de benim gibi şanslısınızdır ve sizede Kırmızı Benekli Alabalık veren olur 🙂

Çamlıhemşin içinden bir eğlence

Çamlıhemşine geldiğinizde ve yol boyuncada küçük eski köprüler görebilirsiniz. Hepsi fırtına neresinin yada kollarının üzerine kurulmuş ve fotoğraf çektirmek için güzel açılara sahipler. Çamlıhemşinde bir o kadar güzel şirin bir yer. Çarşı yeşillik falan değil zaten küçük bir yer ama bana oldukça şirin ve sempatik gözükmüştür. Belediye binasının orada bazı evlerin yanından küçük şelaleler akmaktadır. Sevimli bir ilçe ve bu ilçenin sonuna geldiğinizde yol ikiye ayrılıyor, bir taraf Hazindağ /Amlakit / Pokut / Palovit / Sal / Elevit yaylaları ve Zil kalesi / Çat / Kalei Bala diğer taraf Kaçkar Dağı Milli Parkı, Ayder Yaylası ve devamında Kavrun Yaylası..
Diğer yaylalara veya zilkaleye gidemedik vakitten dolayı bir başka sefere ve milli parka doğru devam ettik, yol 10 km ama virajlı oldugu ve yavaş gidildiği için biraz uzun bir yolmuş gibi geliyor. Kaçkar Milli Parkı girişi ücretli, yanılmıyorsam 2-4 TL arası bir rakamdı. Girdikten sonra piknik yapılacak bankları görebilirsiniz, arabanızı bırakıp yürüyüş yapabilirsiniz yada devam edip Aydere gidebilirsiniz.
Bazı gidenler “Kaçkar Dağı Milli Parkı” na gidince sosyal ortamlarda “Kaçkar Dağı”na çıktık diye hava yapıyorlar itibar etmeyiniz. Kaçkar Dağı Zirvesi çok başka bir yerde ve Milli Park ile alakası yok. Zirve çıkışıda milli park’dan değil. Bunu da belirtmek istedim. Geçen sene gittiğim Kaçkar Dağı Zirvesi için ayrı bir hazı hazırlamayı planlıyorum.
Ayder girişinde dere solunuzda kalmış oluyor, dağların tepesindeki şalelayi görebiliyorsunuz.. O kadar güzel bir manzaraki.. Oteller daha doğrusu pansiyonlar karşınıza çıkmaya başlıyor. 40 TL’ye oda + kahvaltı verende var, 100 TL ‘ye oda + kahvaltı verende var. Benim 1-2 önerdiğim yer var ama isimlerini buradan yazmayacağım. Özelden ulaşırsanız tavsiye ederim. Buradan firmasının ismini belirmemi isteyen yöneticilerde bana ulaşabilirler : )
Ayder Yaylası girişinde görünen dağın tepesindeki şelale..
Neyse pansiyona çok para vermemenizi öneririm. Uygun ve “temiz” yerler mevcut. Artık kendinizi Ayderin, Yaylanın, Dağların, temiz havanın ve manzaranın büyüsüne bırabilirsiniz.. Yaylada ki horon sesini ve o güzelliği başka yerde bulamazsınız. Horon oynamayı bilmiyorsanız bile oynamadan gelmeyin, iki kişinin arasına girin kendinizi onların ritmine bırakın, mutluluk hormonlarınız tavan yapacak…
“Sevda sevda.. varol varol.. yaşa yaşa… sevda sevda..” tulumun sesi bu cümleler.. sevdanın sesi..
Az önce burada toplu bir horon vardı biz oynadıktan sonra dağıldı 🙂
Ayder Yaylası Girişi Video Full HD

Yeme içme işine gelince Ayder Yaylasında da balık mevcut, onun dışında hamsili yöresel yiyeceklerde mevcut ve tabi ızgara tarzı seçeneklerde var. Örnek verecek olursam bazı yerlerde köfte ekmek 8-10 TL civarı.. Bir başka örnekte 2 porsiyon köfte, 1 kola, 1 salata, 20’lik rakı, 1 su ve 1 nargile 80-100 TL olarak geliyor. Bazı mekanlarda Bira da dahil alkol satılmıyor. İçecekseniz girmeden önce sormanızı öneririm. Bu arada bazı yerlerde odun ateşinde türk kahvesi yapılıyor Tavsiye ederim.
Odun Ateşinde Türk Kahvesi
Gelmişken Ayder Yaylası Balı alayım diyorsanız en küçük kavanoz, gramajını şu an hatırlamıyorum ama 75 TL civarı. Kilosu 200-300 TL arası ve yaylada resmi satış büfeleri var. (Anzer değil, Ayder Yaylası Balı)
Ayder Yaylası Balı Satan Büfeler
Değişik hediyelik eşya satan dükkanlar mevcut
Buradaki izlenimlerim şimdilik bunlar.. Ayder Yaylasından yukarı devam ederseniz Kavrun Yaylasına ulaşabilirsiniz. Orada da birçok kafe ve pansiyon mevcut. Orayıda bir başka yazımda anlatıcam…
İyi Tatiller 🙂
Ayder Yaylasından Kavrun Yaylasına doğru çıkan yol..
Reklamlar
Categories: Ağustos 2013, Hepsi | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

Karadeniz Rize Çayeli Tarafları..

Karadeniz Rize Çayeli Tarafları..

Karadeniz.. Ey gidi Karadeniz diye boşuna demedikleri yer.. “100 metre ileride” yerine “100 metre geride” tabelaları ile gülümseyen, “Of’luyuk direk yukarıya bağlıyuk” cümlesiyle güldüren orjinal insanların olduğu yer..
Kaç zamandır Karadeniz’e gitsem ya da en azından 2-3 gün mini bir gezi yapsam diye düşünürken kendimi Trabzon uçağında 28F koltuğunda buldum..
iPod da Karadeniz’in en güzel şarkıları eşliğinde kiraladığım arabayla Rize tabelasını gördükçe heyecanım fırtına deresi gibi çoştukça çoştu.. O kadar heyecanlıydım ki birazdan patlayacak yağmur dahi keyfimi kaçıramazdı. Gerçi o yağmur 2-3 gün boyunca hiç bitmedi ve çamlıhemşine geldiğimde rafting yapamadım ama buna bile sevindim çünkü bir daha ki gelişime bahane olacaktı rafting 🙂
Karadeniz’i anlatmak sayafalara yetmez o yüzden ben bu yazıda Rize Çayeli Pazar Çamlıhemşin Ayder güzergahından bahsedeceğim. 2 – 3 güne bunları sığdırmak bile zordu zaten. Tadı damağımda kaldı.. Trabzon havaalanından inip kiralık araca nasıl bindim kendimi Rize yolunda nasıl buldum hiç bilmiyorum.. Yolda tabelalarda Rize Ayder Pazar Çayeli Kaçkar gibi yazıları gördükçe çoştum son ses karmate ve Kazım Koyuncu şarkılarının en güzelleri açıldı. İlk durak Rize merkezde kısa bir turdu. Adres sorduğum herkes çok anlayışlıydı uzun uzun detaylı detaylı anlatılar. Güldürdüler.. İnsanlık hâli sıkışıyorsun bazen bir umumi tuvalet buldum kapısında yazan “müzikli umumi wc” yazısı 2-3 günün ne kadar keyifli geçeceğini bir kez daha kanıtladı bana 🙂

Rize’de bastıran şiddetli yağış bir kuru fasülyecide mahsur bıraktı kısa süre.. Gidecek arkadaşlara önerim Rizede balık pide ya da köfte tarzı bir şeyler yiyin; yöresel ürünleri de tercih edebilirsiniz. Kuru fasülyeyi Çayeline saklayın.. Rize merkezde kültür merkezinin karşısında sahil kenarında sahil iskele cafe diye bir mekan var orada oturup bir yorgunluk çayı kahvesi içebilirsiniz, tost vb yiyecekler, dondurma nargile gibi imkanlarda var. ister taburede ister sandalyede ister salıncakta isterseniz de armut koltuklarda oturma imkanınız var. Samimi bir ortam gazete keyfi ve manzarası harika.. Tavsiye ederim.

Biraz Rize de dolaştıktan sonra sahil şeridinden devam ederek çay eline geldim. Kalacak yer olarak hem sahile hemde çarşıya yakın Sahil Otel diye bir yer var, uygun fiyatlı küçük temiz bir otel. Bazı tur firmaları da müşterilerini bu otele getiriyor. Tavsiye ederim.

Oldukça şirin bir ilçe, sahil kasabası gibi.. Bir sabah erken uyandım, küçük yerlerde sabah erken kalkınır esnaf erken dükkan açar diye bilirim ama bu kural çayeli için geçerli değil sanırım. Sabah 8.30 da dükkanlar tek tük açılıyordu.

Biraz çarşıyı gezdim sonra sahildeki dalga kırana yöneldim.. Dalga kıranın sonuna doğru uzunca yürüdüm. Deniz fenerinin altına geldiğimde 3 tarafımda denizlerle kaplı heybetli korkutucu bir “kara” deniz  vardı önümde.. Biraz oturdum kayalıklarda etrafı Deniz’i seyrettim.. Egenin denizi akdenizin denizi insanı hiç ürkütmezken, rengi insana mutluluk verirken karadenizin rengi insanı ürpertiyor sanki.. Oralarda sohbet ettiğim birisi demişti bizim asabiyetimiz bu denizin rengi ve kapalı havaların çokluğundan geliyor diye, doğru söyledi sanırım.

Gök gürlemeye başlamasıyla dalgalar hafiften şiddetlenmeye başladı, dalgakıran tehlike arz etmeye başlayınca geri döndüm.. Merkezden ev aralarındaki tarlalara doğru ilerledim oralarda dolanırken yaşlı bir teyze yaklaştı “ha bu saatte ne arisun burda uşağım” demesiyle sohbet başladı, keyifli mi keyifli.. bir bardak çayını da içtim ve dolaşmaya devam…
Karadenizin genelinde bu uygulanıyor sanırım Çayelinde de dikkatimi çekti 2 metre kare yeri bile insanlar değerlendiriyor, hemen o kadarcık alana mısır ekiyor altına kabak ekiyor, düz toprağı verimli şekilde kullanıyor. İç Anadolu’da uçsuz bucaksız kuru bozkırda kimsenin bir halt yaptığı yok.
Bir sonraki yazım Çamlıhemşin ve Ayder ile ilgili olacak.. Şimdi Çayelinden fotoğraflar..
Categories: Ağustos 2013, Hepsi | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , | Yorum bırakın

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

%d blogcu bunu beğendi: